Kanadı kırık bir martı gibi bırakılan ben oldum.
İşte yeni bir son ve yeni bir başlangıç, çıkmazların
içinden çıkılmaz oldum. Dün yeni bir gündü, bugün
ise daha yeni bir gün. Geçen zaman merhem oldu bana,
ama hala umutluyum. Taşıdığım neyin umudunu bilmeden
belki son günlüğü dedikleri şeydir umudum. Artık
üzülmüyorum ve artık gözyaşım yok. Kalbim de yorgun
değil, neden yorgun değil, nasıl olmaz anlamıyorum.Üzüntüler kısa gelip geçmiyor, gözlerimde saklıyorum
onları, çünkü deniyor ki; gözlerinden hüzün
damlıyor, mutlulukla karanlıkta saklambaç oynuyor
gibiyim. Benden ne bekliyor hayat, olmamam gereken
yerde miyim?
Merhaba
değerli ziyaretçilerim, sitemin son güncellenmiş
şekliyle karşınızdayım. Umarım beğenmişsinizdir.
Kısaca başlıkları inceleyelim. Berdegül köşesinde
sizlerin de anlayacağı gibi siteye adını verdiğim
köşe. Berdegül aslında benim dünyamda yer alan
hayali bir sevgili. Aslında Berdegül isimli bir
şahıs ta yok zaten. Ama benim ütopyamda yer alan
güzel bir sevgili. Üniversite yıllarında yerden
bulduğum güzel bir şiirin nakaratında yer alan
birkaç kelimeden ibaret isim. Neyse sizi fazla
heyecanlandırmadan, konuyu da fazla sulandırmadan
sayfaya tıklayarak gidiniz.
Çocukların
dünyanın en saf varlıkları olduğunu hepimiz
biliriz.Ama burada çocukların farklı bir yönünden
bahsetmeye çalıştım. Yıllardır Türkiye'de
araştırmalar yapmış olan İtalyan Prof. Dr. Anna
Masala geçtiğimiz senelerde "Türkiye'ye Aşk
Mektuplarım" isimli bir kitap yayımladı. Kitabında
içindeki Türkiye sevgisini dile getiren
Prof. Masala, Türk çocuklarını
bakın nasıl tarif ediyor...
Çocukluğumdan
bu yana tarihe olan merakım beni internet sitesi
yaparken de bırakmadı. Sizlere sitemde Türkiye'nin
Avrupa Birliği macerasından bahsetmeye çalışacağım.
Aslında karşı olanlardanım.
Neden Mi? Bir kısım öğrencisi ile Boğazçinde geziye
çıkan İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden Alman
asıllı Prof. Dr. Fritz Neumark talebelerden birinin:
“Avrupa bizi neden sevmez Hocam?” sorusuna, şu
cevabı verir:"
Merhaba
gülen gözlü arkadaşım! Dudağındaki tebessümü
kaybetmemişsin daha. Ne güzel dünyaya gülen gözlerle
bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin
gibi. Biliyorum, üzülüyorsun donuk gözlerle
karşılaşınca. Ne yapalım arkadaşım! Herkes senin gibi
olamaz. Duyabiliyorum 'hayır olmalı'
dediğini. Haklısın arkadaşım! Aslında insanlar senin
gibi olmalı Bilseler bir tebessümle neler
yapabileceklerini, bir çocuğun gözlerindeki
ışıltıyı, bir tebessümle nasıl görebileceklerini.
Sıkıntılarla dolu bir insana, nasıl dünyaları
verebileceklerini bilseler. Ve gülen gözlerin
buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl
birleştirdiğini bilseler. Eminim onlar da senin gibi
olmak isterlerdi. Sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle
arkadaşım. Saf ve hiç beklentisi olmayan bir çocuk
gibi. Hayır arkadaşım. Sevgi sadece sevgiliye
duyulmaz. Sevgi evrenseldir. Hiç kimse altın
yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu. O'nun yeri
kalplerdedir.
Sağlık
Eğitimcisi olarak bize düşen görev, sağlık konusunda
siz değerli ziyaretçilerimizi bilgilendirmek
istiyorum. Bu denenle sitemde sizlere "Kişisel
Hijyen ve Temizlik" hakkında birkaç konudan oluşan
sağlık bilgilerini anlatmaya çalışacağım. Sağlıklı
ve mutlu olmanız dileğiyle...
Değer
verene, değer verilecekti. Korumaya çalışan,
korunacaktı. Seven sevilecek; muhabbet duyulacaktı.
Evet, O seni çok seviyordu. Çünkü sen de O’nu çok
seviyordun. O ve O’na ait her şeye derin bir
muhabbet besliyordun. Asırlar süren ömrünce de bunu
hemen her fırsatta gösterdin. Daha gencecik iken,
O’nun getirdiği kitaba saygısızlık olur diyerek,
bütün bir gece, Kur’anın bulunduğu odada ayaklarını
uzatıp yatmamıştın. Tarih boyunca onlarca devletin,
kapısına gelip gelip hüsran içinde geri döndüğü
İstanbul’u sırf O’nun müjdesine ermek için
fethetmiştin. Bu güzel beldeyi alınca, “Kendisine
bir saray yaptırmayacak mısınız?” diye
sorduklarında: “O güzel peygamberin mihmandarını
bulup, ona türbe yaptırmadan kendime bir saray
yaptırmaya haya ederim” demiştir.